Marmara'da Kanıta Dayalı İklim Politikaları: CLEMM Projesi
Yazan: Ayselin Yıldız*, Özge Sivrikaya**, Dolf te Lintelo***
İklim değişikliğinin etkileri her geçen yıl daha belirgin, kaygı verici ve giderek daha ciddi bir boyut kazanıyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporları, bu tablonun yalnızca bir çevresel tehdit olmadığını; her düzeydeki karar alıcının ve toplumların vakit kaybetmeden harekete geçmesini zorunlu kılan varoluşsal bir kriz olduğunu defalarca ortaya koyuyor. Sera gazı emisyonlarının önemli bir bölümünün üretildiği, aynı zamanda iklim değişikliğinin etkilerine karşı en kırılgan alanlardan biri olan kentler, bu mücadelenin merkezinde yer alıyor.
Kentlerin iklim krizine karşı dirençli hale gelebilmesi yalnızca niyet ve taahhütlerle değil yerel gerçeklikleri gözeten, bilgi üretimini karar alma süreçleriyle buluşturan yaklaşımlarla mümkün. Yerel iklim politikalarını geliştirmek, yerel verinin üretilmesini ve bu verinin politika yapım süreçlerine sistemli ve anlamlı biçimde dahil edilmesini gerektiriyor. Başka bir deyişle, sağlam iklim eylemi kanıta dayalı yönetişimden geçiyor; bilgi üretimi ile karar alma süreçlerinin buluştuğu noktada gerçek dönüşüm başlıyor.
KANITA DAYALI İKLİM POLİTİKASI: NEDEN ŞİMDİ?
Türkiye’de bazı belediyeler iklim pol itikalarını veri temelli bir yaklaşımla yürütse de pek çok yerel yönetim için kanıta dayalı politika geliştirme kapasitesinin güçlendirilmesi hala kritik bir ihtiyaç olmayı sürdürüyor. Bu tablo; kurumsal kapasite eksiklikleri, teknik uzmanlık ihtiyacı ve finansal kaynak yetersizliği gibi yapısal engellerden besleniyor. Öte yandan dezenformasyon ve yanlış bilginin yaygınlaşması da kanıta dayalı politika yapım süreçlerini zorlaştıran küresel bir bağlam oluşturuyor.
Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi ve Temmuz 2025’te yürürlüğe giren İklim Kanunu, yerel yönetimlere daha belirgin roller tanımlıyor. Kanun, il düzeyinde İklim Değişikliği Koordinasyon Kurullarının kurulmasını ve yerel İklim Değişikliği Eylem Planlarının hazırlanmasını zorunlu kılıyor. Bu yasal çerçeve, belediyelere daha fazla sorumluluk yüklerken onları bu sorumluluğun üstesinden gelebilecek kurumsal ve teknik kapasiteyle buluşturmayı da gerektiriyor.
CLEMM PROJESİ
Institute of Development Studies ve İstinye Üniversitesi koordinasyonuyla, Marmara Belediyeler Birliği (MBB) ve Şişli Belediyesi ortaklığıyla yürütülen CLEMM Projesi (Türkiye’nin Marmara Belediyelerinde Kanıta Dayalı İklim Politikası İçin Öğrenmeyi Birlikte Tasarlamak), tam da bu boşluğu doldurmayı hedefliyor. İngiltere merkezli The British Academy tarafından desteklenen proje, Mart 2025’te başladı ve Mayıs 2026’da tamamlanacak.
Projenin odağında Marmara Bölgesi’ndeki yerel yönetimlerin etkili ve sosyal açıdan adil iklim politikaları geliştirme ve uygulama kapasitelerini güçlendirmek yer alıyor. CLEMM, bunu yaparken belediyelerin birbirinden öğrenme süreçlerini de desteklemeyi amaçlıyor; yani hem bilgi aktarımını hem de kurumlar arası öğrenme kültürünü inşa etmeye çalışıyor.
Projenin kavramsal çerçevesi, British Academy tarafından paylaşılan “Kanıta Dayalı Politika Yapımı” modeline dayanıyor. Bu model, dört ana eksene odaklanıyor: politikacıların meseleleri anlama ve çerçeveleme biçimindeki zihinsel dönüşümler (kavramsal); kanıtla etkileşim kurma ve onu kullanma eğilimindeki artış (tutumsal ve davranışsal); politikaların geliştirilme süreçlerinde kanıtı merkeze alan prosedürel iyileşmeler (süreçsel) ve yasalar, strateji belgeleri ya da kaynak tahsislerinde araştırma bulgularına dayalı somut değişiklikler (içerik). Bu dört boyut, CLEMM’in hem tasarımına hem de çıktılarının değerlendirilmesine rehberlik ediyor.
Yerel Yönetimler için İklim Uyumu ve Adaleti Öğrenme Programı, 15 Nisan 2026
YERİNDE GÖZLEM, YERELDE DÖNÜŞÜM
CLEMM ekibi, Mayıs 2025’te Türkiye’deki iklim yönetişiminin mevcut durumunu değerlendirmek üzere ilk kez bir araya geldi. Bu buluşmada On İkinci Kalkınma Planı, Türkiye’nin İklim Değişikliği Uyum Stratejisi ve Eylem Planı (2024–2030) ve Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı (2024-2030) gibi temel ulusal politika belgeleri incelendi. Cinsiyet eşitliği ve savunmasız grupların iklim politikalarına dahil edilmesi gibi sosyal adalet başlıkları da dünyadan örnekler üzerinden ele alındı. Belediyelerde kanıta dayalı politika yapımına ilişkin ihtiyaçlar ve var olan uygulamalar tartışıldı. Ekip ayrıca Üsküdar ve Kadıköy belediyelerini ziyaret ederek yerel iklim politikalarının uygulamaya nasıl yansıdığını yerinde gözlemledi.
Bu ilk aşamanın ardından, TemmuzAğustos 2025’te kapsamlı bir literatür incelemesi yürütüldü. Söz konusu inceleme Türkiye’deki iklim yönetişiminin yasal ve kurumsal çerçevesini bütüncül bir bakışla ele alırken, yerel yönetimlerin iklim politikalarını hazırlama ve uygulama süreçlerinde karşılaştıkları yapısal zorlukları da inceledi. Literatürde öne çıkan başlıca sorun alanları arasında merkezileşmiş yönetişim modelinin getirdiği kısıtlamalar, şekillenmekte olan yasal çerçeve, kurumsal kapasite sınırlamaları ve kurumlar arası koordinasyon eksikliği yer aldı.
Kanıta Dayalı İklim Politikaları Katılımcı Çalıştayı, 21 Kasım 2025
İHTİYAÇ ANALİZİ: BÖLGENİN SESİNE KULAK VERMEK
Türkiye genelindeki tablonun ardından projenin odağı Marmara Bölgesi’ne yöneldi. MBB üyesi belediyelere yönelik çevrimiçi bir anket ve farklı illerden belediye temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen yüz yüze bir katılımcı atölye aracılığıyla kapsamlı bir ihtiyaç analizi tamamlandı.
Bu çalışmalar önemli bir boşluğa işaret etti: İklim krizinin toplumsal etkileri, farklı sosyal gruplar arasında yarattığı eşitsizlikler ve bu eşitsizlikleri gözeten politika geliştirme ihtiyacı-kısaca iklim adaleti- Marmara Bölgesi’ndeki belediyelerin mevcut plan ve uygulamalarında yeterince yer bulmuyordu. Oysa iklim politikalarının etkili ve kapsayıcı olabilmesi, yalnızca çevresel değil sosyal boyutları da gözeten bütüncül bir yaklaşımı gerektiriyor. Bu tespit, projenin eğitim bileşeninin ana eksenini belirledi.
“İklim adaleti, Marmara Bölgesi belediyelerinin mevcut plan ve uygulamalarında yeterince yer bulmuyordu. Bu tespit, öğrenme programının çekirdeğini oluşturdu.”
İKLİM UYUMU VE ADALETİ ÖĞRENME PROGRAMI: BİLGİYİ BELEDİYELERE TAŞIMAK
İhtiyaç analizinin ortaya koyduğu bulgulardan hareketle «Yerel Yönetimler için İklim Uyumu ve Adaleti Öğrenme Programı» tasarlandı. 14–15 Nisan 2026 tarihlerinde Marmara Belediyeler Birliğinde gerçekleştirilen iki günlük eğitime 57 belediye temsilcisi katıldı.
Birbirini tamamlayan beş modülden oluşan program şu başlıkları kapsıyor: İklim Mevzuatı ve Küresel Çerçeve, Yerel İklim Eylem Planlaması, İklim Değişikliğinin Sosyal Etkileri ve Kanıta Dayalı Politika Yapımı, İklim Değişikliği Politikaları ve Adil Geçiş ve İklim Değişikliğinin Cinsiyet Odaklı Etkileri. Programın tamamı kayıt altına alındı; her modül için hazırlanacak video içerikler, MBB’ye ait dijital platformlarda erişime açılacak. Böylece yalnızca eğitime katılanlar değil; yerel yönetimlerde iklim alanında çalışan, bu alana yeni adım atan ya da konuya ilgi duyan herkes bu bilgi kaynaklarına sürekli erişim imkanı bulacak.
Dolf te Lintelo, 14 Nisan 2026
COP31’E GİDEN YOLDA: YEREL BİLGİ, KÜRESEL SORUMLULUK
CLEMM Projesi, Nisan 2026’daki kapanışının ardından somut ve kalıcı bir miras bırakmayı amaçlıyor: kanıta dayalı iklim politikası geliştirme kapasitesi güçlenmiş belediyeler, erişime açık bir öğrenme kütüphanesi ve belediyeler arası bilgi paylaşımı için olgunlaşmış bir zemin. Bu miras, yalnızca Marmara Bölgesi için değil, Türkiye’nin bütünü için değer taşıyor.
Zira Türkiye, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 ile küresel iklim diplomasisinin odak noktası haline gelecek. Bu eşsiz fırsat, Türkiye’nin hem ulusal iklim taahhütlerini güçlendirmek hem de yerel yönetimlerin iklim eylemindeki rolünü uluslararası arenada görünür kılmak için tarihi bir pencere sunuyor. CLEMM Projesi’nin çıktılarından faydalanan belediyeler, COP31’in yalnızca diplomatik bir etkinlik olarak değil gerçek ve ölçülebilir iklim dönüşümünün sergilendiği bir platform olarak anlam kazanmasına katkı sunabilir.
Kanıta dayalı politika yapımı, iklim adaleti ve çok düzeyli yönetişim- CLEMM’in üzerine inşa edildiği bu üç eksen- yerel eylemle küresel hedefleri birleştiren köprünün taşlarını oluşturuyor. Antalya’da dünya liderlerinin önümüzdeki günlerde masaya oturacağı dönemde, Türkiye’nin belediyelerinin bu köprüyü birlikte kurmaya güçlü şekilde niyetli olması, belediyeler arasındaki diyaloğun ve ortak kapasite geliştirme çabalarının kesintisiz sürdürülmesi yalnızca sembolik değil stratejik bir güç kaynağı olacak.
*Prof.Dr., Proje Eş Yürütücüsü, İstinye Üniversitesi
** Araştırmacı, CLEMM Projesi
***Dr., Proje Eş Yürütücüsü, Institute for Development Studies
Bu yazı, Kent dergisinin Mayıs-Ağustos 2026 tarihli onyedinci sayısında yayımlanmıştır.
Derginin tamamını MBB Kültür Yayınları sitesinden buraya tıklayarak indirebilirsiniz.